Kaygı, belirsizlik karşısında zihnin olası riskleri düşünmesi ve kişiyi hazırlamaya çalışmasıyla ortaya çıkabilir. Ancak bu süreç yoğunlaştığında, zihin sürekli ihtimalleri değerlendirmeye başlayabilir. Gelecekte ne olacağı, bir kararın doğru olup olmadığı ya da yaşanan bir durumun farklı sonuçları tekrar tekrar düşünülebilir.
Aşırı düşünme çoğu zaman bir çözüm bulmaya çalışıyormuş gibi hissettirebilir. Kişi aynı konuyu farklı açılardan değerlendirdikçe rahatlayacağını düşünebilir; ancak bazı durumlarda düşünmek netlik sağlamaktan çok yeni sorular üretir. Böylece zihin bir cevaba ulaşmaya çalışırken aynı konunun etrafında dönmeye devam edebilir.
Kaygı yalnızca düşüncelerle sınırlı değildir. Bedensel gerginlik, huzursuzluk, uykuya geçmekte zorlanma, karar vermeyi erteleme ya da bazı durumlardan kaçınma gibi farklı biçimlerde de kendini gösterebilir. Özellikle belirsizliğe tahammül etmek zorlaştığında, kişi kendisini daha güvende hissetmek için sürekli kontrol etme, tekrar düşünme ya da başkalarından güvence alma ihtiyacı hissedebilir.
Psikoterapi sürecinde kaygının hangi durumlarda arttığı, düşünce ve davranışlarla nasıl sürdüğü ve kişinin belirsizlikle nasıl ilişki kurduğu ele alınabilir. Zaman içinde, kaygı yaratan düşüncelere daha farklı bir yerden bakmak ve tekrar eden döngüler karşısında daha esnek yollar geliştirmek mümkün olabilir.